İstifanın sözlük anlamı, bir çalışanın kendi hür iradesiyle, yazılı bir bildirimle işinden, görevinden veya makamından ayrılması. İslâm Ansikopedisi’inde ise savf kökünden hareketle duru ve temiz olmak bakımından tasfiye ile birlikte anlamlandırılmakta, ilaveten tasavvuf kültüründe, nefsi kötülük ve günah kirinden temizlemek olarak açıklanmakta. Dünyevî anlamı görevden ayrılmak, uhrevî anlamı ise kötülük ve günah kirinden temizlenmek… Bir anlam katkısı olarak başarısızlık hâlindeki istifayı ise siyasî istifa kategorisine dahil edebiliriz…

Dünyada örnekleri mebzul miktarda, hatta dünya garip bir yer olması bakımından insanoğlunun çok garip istifaları da söz konusu. Gariplik nereden baktığınıza bağlı olarak çok garip hallere bürünebiliyor. Normalin ne olduğu konusundaki tartışmaların hepsi galiba garipliğin ne olduğu tartışmaları için de geçerli olsa gerek. Bizler tabii olarak bulunduğumuz yerden, yani ülkemizden bakıyoruz dünyaya. “Mars’tan Dünyanın görünüşü” başlığıyla yayınlanan bazı fotoğraflar bizde nasıl bir hayret hissine sebep oluyorsa, National Geograpficveya Discovery Channel’da yayınlanan, Avustralya’nın bilmem hangi balta girmeyen ormanında yaşayan ve medeniyetten uzak, yaprakla örtünen küçük insan toplulukları nasıl ilgimizi çekiyorsa, dünyanın muhtelif ülkelerindeki bazı istifa haberlerini de aynı hayret hislerine gark olup ilgiyle okuyoruz. Hatta öyle istifa gerekçeleri var ki, “Ne gerek varmış ki istifa etmesine!” diyerek gerekçesini lüks bulduklarımız bile oluyor. “Lüks nedir?” sorusu da yine aynı şekilde nereden baktığımızla ilgili, biz istifa geleneği fukaralığımızın içinden baktığımızdan olsa gerek lüks geliyor bize…

Çok absürt bulduğumuz bir istifa 2012 yılında Kanada'nın Ontario eyaleti başbakanı olan Dalton McGuinty’nin 9 yıldır sürdürdüğü görevinden ve Liberal Parti liderliğinden istifa etmesi mesela. Ekim 2012'de yaptığı açıklamada, "Zaman yenilenme ve yeni liberal lideri bulma zamanıdır," ifadesiyle istifa etmiş muhterem. Halbuki 9 yıl nedir ki, göz açıp kapayıncaya kadar geçen bir zaman. Bizim bir muhtarımız, 38 yıldan sonra yeniden aday olmayacağını açıklayarak “Tadında bırakmak lazım” demişti. 

Bir başka garip istifa da 2007’de ABD’de gerçekleşti. Adalet Bakanı Alberto Gonzales, siyasi yolsuzluk suçlarını araştıran sekiz federal savcının görevden alınması konusunda oynadığı rol nedeniyle istifa etti. Bundan doğal ne olabilirdi, anlamadık. Adalet Bakanı, sekiz savcının görevden alınmasında rol oynamış. Ne yapacaktı, Dallas Cowboys’un muhasebecisini mi görevden alacaktı?

“Adı üstünde, kaza,” deriz ya hani. Dünyada nedense öyle demiyor siyasetçi takımı veya bürokratlar. “Kadere iman eden kederden emin olur,” falan da demiyor bu kefere takımı. Halbuki kadere iman edip kederden emin olsalar, helikopter düştüğünde çıkan çatlak(!) seslere, “Kazadan kaza çıkarmayın,” der ve geçerler. Hayır öyle yapmıyor bu kefere takımı. Güney Kore Başbakanı Chung Hong-won, 16 Nisan 2014’te yaşanan 276 öğrencinin hayatını kaybettiği feribot kazası nedeniyle, “Kayıp ailelerinin çığlıkları yüzünden hâlâ geceleri uyuyamıyorum” diyerek görevinden istifa ediyor. Güney Kore Başbakanı kendini feribotun kaptanı sanıyor galiba, oysa deniz kazalarının yüzde seksen beşine insan unsurunun sebep olduğunun altını ısrarla çizse istifa etmesine gerek olmayacak, gariplikler bitmiyor…

Daha da absürt istifalar var. Aynı yıl, yani 2014’te İspanya Anayasa Mahkemesi yargıcı, aracıyla kırmızı ışıkta geçtiği için istifa etmiş. Şaşılacak şey doğrusu. Kırmızı ışıkta geçme ayrıcalığı da yok demek ki yargıcın, belki sürat kısıtlaması bile vardır, Allah bilir, istediği yere istediği zaman park etmek bile çok görülmüştür garibe. Olacak şey değil doğrusu!

Ne gariplikler bitiyor ne de bizim şaşırmalarımız. Temmuz 2018’de devletin kendisine zimmetlediği cep telefonuyla haber vermeden tatile gitmek Norveç Balıkçılık Bakanı Per Sandberg'i koltuğundan diyor. Düşünsenize bir, empati yapın, koltuğundan ediyor; bir bakanın daha kıymetli neyi olabilir ki? Fakat adamın üzerine eleştiri okları yağmur gibi yağıyor, koruyanı da yok garibin, “Sen işine bak, aldırma,” diyeni de yok, kalıyor ortada dımdızlak. N’apsın adamcağız, çar-nâçar “Güvenlik ihlali yaptım,” diyerek istifa ediyor.

Bu tür gariplikler sadece Evropa’da ya da gelişmiş ülkelerde oluyor zannetmeyiniz. 2009’da Kostarika ulaştırma bakanı bir köprünün çökmesi nedeniyle beş kişi hayatını kaybedince istifa ediyor. “Köprünün başında mı bekleyecektim kardeşim, yıkılacağı varmış yıkılmış, hayatını kaybedenler için üzgünüm, eşim dostum beni hastayım sanıyor, yastayım, hiç kimse bilmiyor,” dese sıyıracak mevzudan ama akıl edemiyor…

Eylül 2009’da Makedonya'da Ohri gölünde meydana gelen ve 18 kişinin öldüğü gemi kazası, Makedonya Ulaştırma ve İletişim Bakanı Mile Yanakievski'nin istifasına yol açıyor. Makedonya İçişleri Bakanı Gordana Yankulovska, etik sebeplerle istifa ettiğini söylüyor. “Gemi dediğin deniz aracıdır, gölde ne işi var,” de geç, etik nedir Allah aşkına!

Bir de akçeli işlerden istifa edenler var ki, akıllara seza. 2015’de Japonya spor bakanı olimpiyatlar için inşa edilen stadyumun maliyetinin planlanandan daha yüksek çıkması sebebiyle istifa ediyor ve bununla da kalmıyor son altı ayda aldığı maaşların yarısını devlete iade ediyor. Akıl alacak gibi değil doğrusu, okuyunca şaşkınlıktan dilimi yutayazdım.

Sıkı durun, bir istifa haberinden daha bahsedip konuyu bağlayacağım. 

Polonya Spor Bakanı Joanna Mucha, 16 Ekim'de Polonya'nın Dünya Kupası elemelerinde İngiltere ile oynaması gereken maçın, şiddetli yağmurdan ötürü bir gün ertelenmesi nedeniyle Başbakan Donald Tusk'a istifasını sunuyor. Mucha, aksiliklere karşı elinden bir şey gelmediğini ifade ederek, yine de ertelemeden ötürü kendisini “siyasi olarak sorumlu”hissettiğini açıklıyor. Bacım sen Mikail misin ki  yağmurun mesuliyetini üzerine alıp istifa ediyorsun, “Yağmurun sesine bak, gollere davet ediyor, sahaya vuran her damla İngiltere’yi turdan ediyor,” diye bir şarkı tuttur gitsin. Allah’ım aklımıza mukayyet ol. 

Evet, gariplik nereden baktığınızla doğru orantılı tarif edilebilir. Biz ülkemizden bakıyoruz ve bu tür istifalar bize garip geliyor. Alışkın değiliz kardeşim, ne yapalım. Bizim ülkemiz gariplikler ülkesi değil, ondan ötürü garipsiyoruz, değil mi ama!

Ulusplatformu’ndaki köşemden istifa ediyorum; şaka şaka etmiyorum…

Adnan İslamoğulları

Bu yazıyı paylaş